fransız edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fransız edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2017 Cumartesi

Molière'den Cimri

Cimri

Bir adam çeyiz istemeyince başka nesine bakılır artık?


Komedi denince akla ilk gelen isimlerden olan Molière'in en bilinen oyunu olan Cimri'yi bir kez daha okuduğumda bir esere neden "klasik" dendiğini hatırladım. 17. yüzyılda kaleme alınmış ve sahnelenmiş bir oyunun günümüzde okuyucusunu halen gülümsetebilmesi onun klasik olduğunun en bariz delili değil de nedir? Elbette bu "kalıcılık" ta eseri çeviren Sabahattin Eyüboğlu'nun çok büyük bir yeri olduğunu göz ardı etmeyelim. Oyun yabancı bir dilde yazılmamış gibi okutturuyor kendini. 

Benim okuduğum kopya İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkıyor. Dediğim gibi Sabahattin Eyüboğlu'nun eli değmiş bir eser. Su gibi akıyor. Ayrıca oyundan önce Eyüboğlu'nun kaleme aldığı bir ön söz de  kitapta yer alıyor. Ayrıca çeviri Ulvi Uraz'a ithaf edilmiş. Ön söz şu bölümlerden meydana geliyor: Molière'in Çağı, Molière'in Hayatı, Molière ve Tiyatro, Cimri ve Cimri Çevirileri. 

Klasik bir komedi oyunu olan Cimri beş perdeden müteşekkildir. Baş karakter Harpagon adıyla anılan iki çocuklu, dul bir adamdır. Harpagon paraya düşkünlüğü ve cimriliğiyle öne çıkan bir karakterdir. Cimri komedi türleri içerisinde karakter komedisine yakındır. Her iyi komedide olduğu gibi güldürürken düşündüren, toplumsal aksaklıklara parmak basan Cimri'de bu eleştiriler incelikle verilir. Bu eleştiriler genellikle Valère denen Harpagon'un kızının sevgilisi tarafından ortaya konur.

"Hadi canım sende! Hekimler hastalıktan ne anlar! Sen istediğin hastalığı uydur; hekimler bir yolunu bulup hastalığını sahici yapar, nereden geldiğini de söylerler." (Valère, Perde I, Sahne V)


Molière, Cimri, çev. Sabahattin Eyüboğlu, 17. bs., Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2015.
Özgün Adı: L'avare





7 Temmuz 2017 Cuma

Baudelaire'in "Paris Sıkıntısı"

Baudelaire'in "Paris Sıkıntısı"

"Suçtan uzak eğlenceler öyle az ki!"

Baudelaire denince akla Kötülük Çiçekleri gelir. Fakat ben bugün Paris Sıkıntısı'ndan bahsedeceğim. Aşağıda, okuduğum nüshanın künyesi mevcuttur. 

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nda çıkan okuduğum nüsha, Tahsin Yücel'in bir çevirisi. Kitabın başında da çevirmenin yazdığı bir "Sunuş" bölümü mevcut. Burada Baudelaire'in kim olduğuna, eserlerine vesaire değinmeyeceğim elbette. Fakat Tahsin Yücel Paris Sıkıntısı için "düzyazıya dökülmüşbir Kötülük Çiçekleri" ifadesini kullanmış. Çok da yerinde bir niteleme. Çünkü eser düzyazı biçiminde olsa da oldukça şiirsel. Yüz on yedi sayfadan ibaret olan eser, elli bölümden oluşuyor. Bu bölümlerin içeriği, hacim bakımından, küçük. Her bölümün farklı bir başlığı bulunuyor. Bu bölümlerden başka, eserin girişinde Arsène Houssaye'e bir ithaf bölümü ve şiir formunda bir sonuç bölümü var.

"Yıllar boyunca hayran oldum ona, yüreğim kinle dola dola."


Eser genel itibariyle zaman, iğrenme, nefret, ölüm, kaçış gibi temalar üzeride yoğunlaşır. Eserde ırkçı bir bakış açısı açık bir şekilde göze çarpar. Ayrıca yoksulluk ve yoksullara karşı anlamsız bir iğrenme ve nefret söz konusudur. Kişisel olarak, zevk aldığım ya da beni derin düşünmeye sevk edecek nitelikte bir eser olmadığını söyleyebilirim. Her ne kadar Baudelaire edebiyat sahasına adını kazımış bir şair ise de benim ucundan da olsa tutunamadığım bir kitap oldu. Elbette yabancı kitaplarda bu risk her zaman var. Özellikle dili böyle şairene olan eserlerde. Tahsin Yücel'in çevirilerinden de pek hoşnut olamadım şimdiye kadar. Kısacası, çok tavsiye ettiğim bir eser değil bugün üzerinde durduğum Paris Sıkıntısı. "Bu yaşam her hastası yatak değiştirme saplantısına kapılmış bir hastanedir." (s.108)


Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı, çev. Tahsin Yücel, 6. bs., Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2013. 

https://www.instagram.com/p/BRVxIXdg1M_2q0boPO0gxKFFIvnsGtwEPnQ6jU0/?taken-by=sedaoz89

https://www.goodreads.com/book/show/16086796-paris-s-k-nt-s?ac=1&from_search=true


YERALTI

YERALTINDAN NOTLAR HAKKINDA                        GİRİŞ             Romanın ortaya çıkışı Avrupa’nın Rönesans’la yaşadığı bü...